AYLAK SINIFIN TEORİSİ-TORSTEİN VEBLEN

TORSTEİN VEBLEN, AYLAK SINIFIN TEORİSİ, İSTANBUL: BABİL YAYINLARI, 2005, 256s.

Giriş

Thorstein Bunde Veblen (d.1857 - ö.1929) ABD'li iktisatçı, sosyolog ve akademisyen. Kurumsal iktisat ekolünün kurucularından biridir ve hazırladığı eserler ile bu akımın ilk teorisyenlerinin başında gelmektedir. Marksist olmayan kapitalist sistem kritikçisidir.

Veblen, Aylak Sınıfın Teorisi adlı kitabında 1880-90'lar Amerika'sının giderek Batı Avrupa'nın toplum sahnesinin vitrini haline gelen zenginlerini ele almaktadır. Kurumsal yapının iktisadi faaliyetleri nasıl etkilediğini açıklamaya çalışmıştır. Geçmişte yönetici sınıfın, ortaçağda feodal beylerinin, günümüzde de sermaye sahiplerinin mevcut statülerinden yararlanarak çalışmadıkları halde çalışanların ürettiklerinin önemli bir kısmına nasıl el koyduklarını, çalışan sınıftan daha çok nasıl gelir elde ettiklerini, toplumun geri kalan kısmını nasıl sömürdüklerini ele almıştır.

Gelişme

Veblen için aylak sınıfın en gelişmiş haline feodal Avrupa ve feodal Japonya gibi barbar kültürün en üst aşamalarının özelliklerini gösteren ve sınıf ayrımının çok katı olduğu toplumlarda rastlanmaktadır. Aylak sınıf; bir bütün olarak asil, dini olarak papazdan sonra gelen ve endüstriyel olmayan işlerle ilgilenen sınıftır. Yönetim, dinle ilgili görevler, savaşçılık ve avcılık bu üst sınıfın yaşam çizgisini oluşturmaktadır.

Veblen'e göre bazı toplumlar, barışçıl (ilkel), barbar (yağmacı toplumlar) ve parasal olmak üzere üç evreye geçirmiştir. Aylak sınıfın henüz oluşmadığı, düşük bir gelişmişlik düzeyine sahip olan toplulukların gelenekleri ve kültürel özellikleri tarihsel süreçte aylak sınıf barışsever yapıdan(ilkel vahşilikten) savaşçı yapıya(barbarlığa) geçmesiyle ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkması için gerekli koşullar şunlardır:

  • Topluluk öncelikle yağmacı bir topluluk olmalıdır, böylece aylak sınıfı başlatacak grup baskı ve savaş hilelerinin verdiği zararların sıkıntısına alışık olacaktır.
  • Aylak sınıf mesleklerde ayrıma gidilmesinin bir sonucudur, bu nedenle bazı meslekler değerli(kahramanlık ve başarı barındıran işler), geri kalanları(ağır ve sıkıcı işler) ise değersizdir.

Veblen ilkel sosyal grupların aktivitelerini iki grupta toplar: işletme(kullanım) ve gayrettir(çalışkanlık). Bu ayrım aynı zamanda cinsiyet ayrımına da uymaktadır. Veblen’e göre cinsiyet ayrımı yalnızca fiziğe ve adale gücüne değil daha çok mizaç farklılığına da dayanmaktadır ve bu farklılık iş bölümündeki ayrımı da sebep olmuştur. Kullanım adı altında toplanabilecek etkinlikler daha cesaret, kuvvet ve saldırganlık gerektirdiği için erkeğe; gayret adı altında güç iddiası taşımayan, yapılması gereken diğer işlerde kadına düşmektedir. Grubun temas halinde olduğu çevre daha güçlü ve dayanıklı olmayı gerektirdikçe bu ayrım daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Erkeğin yaptığı işin gerektirdiği saldırganlık ve zekâ; kadının çalışkanlığı ve sakinliğinden açıkça farklılaşmaktadır. Bu durum devamlılık kazandıkça da toplumda bir kural, gelenek haline dönüşmüştür. İlkel düzeyde toplumun barışçıl ve yerleşmiş olduğu ve bireysel mülkiyetin gelişmediği bu dönemde bireyin grup içindeki belirleyici özelliği topluma ne kadar fayda sağlayıp sağlamadığı ile ölçülmektedir. Rekabet dinamikleri fazla gelişmemiştir.

Toplum barışçıl vahşilikten savaşçı yaşama geçtiğinde ise rekabetin koşulları değişmiştir. Rekabet fırsatları ve itici güçler giderek arttığından rekabet etmek bir zorunluluk haline gelmiştir. İnsanın belirleyici özelliği yetenek ön plana çıkmıştır. Üstün yeteneğin ödülleri- kupalar, ganimetler, ödüller- erkeğin özel eşyaları arasında yer almaya başlamıştır. Toplumda onaylanan ve değer verilen kendini gösterme şekli rekabet ile elde edilen olurken, baskıdan başka bir şekilde elde edilen mallar değersiz olarak görülmüştür. Bir yanda yetenek ve baskı ile gelen kazanç, diğer yanda çalışkanlığın yer aldığı bir ayrım söz konusu olmuştur.

Veblen bu ayrımı -işlerin kullanım ve ağır iş olarak ayrılmasını- oldukça çirkin bulmaktadır. İlk sınıfa giren işlerin değerli diğer işlerin değersiz ve utanç verici olarak kabul edilmesi; Veblen’e göre tarihsel süreçte sınıfların gelişmesine ve sınıf ayrımlarına neden olmuştur. Veblen bu durumun modern dünyada da olağan bir önyargı olarak devam ettiğini ifade etmektedir. Günümüzde endüstriyel olan ve olmayan olarak ifade edilen bu ayrım barbarların yaptığı “kahramanlık ve cesaret isteyen iş” ve “ağır ve sıkıcı iş” ayrımının dönüştürülmüş halidir. Genel algı barbar toplumlarda savaşçılığın, dini hayatın, eğitimin, siyasetin; modern toplumlarda politikanın, eğlencenin, sermayenin yönetiminin, özenli çalışma gerektiren hayatın maddi boyutundan aslen farklı olduğu yönündedir. Bireyin kişisel gücünün belirleyici olduğu algısı da modern toplumda bireysel çıkar haline dönüşmüştür. Bütün bu algılar Veblen’e göre tarihsel süreçte her ne kadar çizgisini değiştirmiş olsa da genel anlamda bu ayrım ortadan kalkmamıştır.

Veblen’in kitap boyunca uyguladığı yöntem temelde antropolojik bir fenomen olarak tanımladığı aylak sınıfı, analoji yaptığı ilkel kabilelere benzerliği üzerinden incelemektir. Bu nedenle ele aldığı bütün olguların önce tarihsel süreç içerisindeki ilk görünümlerini sonra da modern toplumdaki en üst aşama olarak gördüğü -aylak sınıf olarak tanımladığı- sınıf ile ilişkisini ortaya koymaktadır. Veblen bu ilişkiyi eleştiri yapmadan nesnel bir şekilde ortaya koymayı amaçlamıştır, verdiği bütün örnekler bu amacını destekleyecek niteliktedir.

Veblen’e göre bireysel özel mülkiyetin ortaya çıkışı aynı zamanda aylak sınıfın ortaya çıkışı ile ilişkilidir. Mülkiyetin ilk örneği kadının topluluğun güçlü erkeği tarafından sahiplenilmesidir. Kadının sahiplenilmesi barbar kültürlerin ilk aşamasında köle olarak el konulmasıyla başlamış, kadının ganimet olarak alınmasının yaygınlaşmasıyla mülkiyet-evlilik anlayışı ve erkeğin evin lideri olması hız kazanmıştır. Böylece erkek kadının ürettiğine de sahibi olmuştur.

Mülk edinmeni tutarlı bir hale dönüştüğü ilerleyen zamanlarda mülkün değerini belirleyende o mülkün yararlı olup olmadığı olmuştur. Veblen’e göre özel mülkiyetin çok gelişmiş olmadığı dönemlerde bile ekonomik süreç, eşya veya mallara sahip olma mücadelesi söz konusudur. Bu mücadelenin geçim için verildiği dönem endüstrinin ilk ve çok etkili olmadığı aşamadır. Doğanın katı bir cimriliğinin söz konusu olduğu bu dönemde geçimini sağlamaya çalışan insanın gayretli ve yoğun çalışması sonucunda teknolojik gelişme doğmuş ve ilerleme gerçekleşmiştir. Endüstriyel verim insana geçiminden daha fazlasını sağladığı noktada da kazancın ve birikimin amacı biriktirilen malın tüketilmesi haline dönüşmüştür.

Veblen’e göre aylak sınıfı değerlendirirken bakmamız gereken belirleyici özelliklerinden biride ekonomik kazançlarını nasıl tükettikleridir. Çünkü mülkiyetin temel sebebi rekabettir, rekabet mülkiyet sisteminin gelişmesini ve toplumda sosyal yapıların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yani ilerleyen süreç içerisinde rekabet olgusu maddi varlığı, maddi varlık da toplumda onuru ve itibarı da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle toplumda saygıdeğer bir yer edinmek isteyen biri öncelikle mal/mülk edinmeli sonra diğerlerinden ya daha fazla mal/mülke sahip olmalı ya da standarttın üzerinde tatmin getiren mal/mülklere sahip olmalıdır. Bu durum doğasından ötürü, bireyin maddi arzularını doyurmasını giderek zorlaştırmış ve genel/ortalama bir maddi istek anlayışı söz konusu olmamaya başlamıştır. Bireyin amacı birikiminde ve buna bağlı olarak tüketiminde hep diğerinin önüne geçmeye dönüşmüştür.

Veblen’e aylaklık terimini üşengeçlik ya da hareketsizlik anlamında kullanmamaktadır. Veblen’e göre belirttiği anlam zamanın üretici olmayan tüketimidir. Kişinin saygınlığını kazanıp koruması için yalnızca servet ya da güç sahibi olması yeterli değildir. Servetini ve gücünü bir kanıta dayandırmalıdır. Servetin kanıtı kültürün en alt seviyeleri hariç bütün safhalar için bireyin, saygın çevresi ve bayağı görevlerden kaçınması ile onaylanıp destek görmüştür. Emekten kaçınma; sadece şerefli ve takdire değer bir hareket sayılmakla kalmamış aynı zamanda terbiyenin de gereği haline gelmiş, servetin geleneksel kanıtı sayılmıştır.

Veblen’in kitap boyunca yinelediği “gösteriş aylaklığı” ve “gösterişli tüketim” aylak sınıfın en belirgin özellikleridir. Çalışmaktan muaf olmak, incelikli ve gösterişli harcamalar yapan aylak sınıf mensubu için ödeme gücünü sürekli şekilde sergileyerek parasal gücünü baskın hale getirmeye ve sürdürmeye çalışmak demektir. Aylak sınıfın belirleyici özelliklerinden biri de bu nedenle emekten kaçınarak evde hizmetkârlar çalıştırmaktır. Böylece ev halkının modern hayatın gerektirdiği düzen ve konfor sağlanmaktadır. Ağır ve sıkıcı ev işleri hizmetkârlar tarafından yapılarak, sahip olunan çok fazla sosyal görev için zaman yaratılmaktadır. Çünkü aylak sınıf mensupları her ne kadar usandırıcı ve önlemez görseler de zorunlu nezaket kuralları altında tüm zamanını ve enerjisini belli aylaklık uğraşlarına (ziyaretler, gezmeler, sporlar, kulüpler, vakıflar vs.) harcamaktadırlar. Mal tüketiminin gerekliliğinden dolayı hayat gereçleri öyle özenli ve sıkıcı hale gelmiştir ki yardımcıları olmadan bu gereçlerle ilgilenememektedirler. Bu yüzden kendilerine yardım etmeleri için hizmetkârlar tutmaktadırlar.

Veblen’e göre aylak sınıf yiyecek, içecek, uyuşturucu, barınak, hizmetler, süsler, elbise, silah ve teçhizat, eğlence, besledikleri hayvanlar, tılsımlar, put veya mabutların asgarisini tüketmekle kalmamakta, tükettiği şeylerin kalitesinde de uzmanlaşmaktadır. Bu uzmanlaşma aylak sınıfın eğitim ve entelektüel hayatını da etkilemektedir. Gösterişli aylaklık ve gösterişli tüketim normlarına uygun olarak uzmanlaşan aylak sınıf belli balolarda, davetlerde, ziyafetlerde bu alışkanlıklarını diğerlerine sunarak itibarını yükseltmeye, nezaket kurallarına ne kadar uyduğunu göstermeye çalışmaktadır. Veblen’e göre gösterişli aylaklık ve gösterişli tüketim temelde israfa dayanmaktadır. Bunlardan biri zaman ziyanını ifade ederken diğeri madde ziyanını ifade etmektedir. Tarihsel süreç içerisinde gösteriş aylaklığı her ne kadar özde olmasa da şekilde değişmiştir. Gösterişli tüketim modern toplumda daha da ön plana çıkmıştır. İtibarlı olmak için müsrif olunmanın gereği modern toplumun temel dayanağı haline dönüşmüştür. Kişinin ait olduğu toplum ya da sınıfın kabul edilmiş harcama standartları onun aynı zamanda yaşam standartlarını da geniş ölçüde belirler hale gelmiştir. Moda olan yaşam standardını kabullenip uygulamak kişisel rahatlık ve hayattaki başarı için vazgeçilmez hale dönüşmüştür.

Veblen’e göre toplumun yapısı, ekonomik kurumlar adı verilen şeylerden oluşan bir endüstriyel ya da ekonomik mekanizmadır. Bu kurumlar toplumun yaşam sürecini, içerisinde yaşadığı maddi çevre ile temas halinde alışkanlıkla devam ettirme yöntemleridir. Sosyal yapılar ancak toplumu oluşturan bireylerin düşünce alışkanlıklarının değişmesiyle değişmektedir ve kendisini değişen duruma uydurmaktadır. Aylak sınıf büyük ölçüde her modern, iyi derecede örgütlenmiş endüstriyel toplumda tesirli olan ekonomik zorunlulukların stresinden korunmuş durumdadır. Yaşam araçları için mücadele etme zorunluluğu bu sınıf için diğer sınıflara göre daha az talepkârdır. Toplumdaki kurumların daha da gelişmesi ve değişen endüstriyel şartlara tekrar uydurulması için gerekli taleplere aylak sınıfı daha az yanıt veren sınıftır. Bu bakımdan aylak sınıf muhafazakâr bir sınıftır. Toplumun genel ekonomik durumunun zorunlulukları bu sınıfın üyelerine serbestçe veya doğrudan saldırmaz. Bunlar tam anlamıyla endüstriyel toplumun organik parçası olmadıklarından değişen endüstriyel tekniğin taleplerine uymak dış dünya ile ilgili yaşam alışkanlıklarını ve teorik görüşlerini değişmek zorunda değillerdir. Bu nedenle bu zorunluluklar bu sınıfın üyeleri için alışkanlık olmuş hayat görüşleri ve yöntemlerinden vazgeçmesine yol açabilecek kadar mevcut düzenle uyuşmazlık üretmezler.  Herhangi bir zamanda hâkim olan şartlar altında bu sınıf öncelikli konumdadır ve mevcut düzenden herhangi bir ayrılışın aylak sınıfın yararına değil zararına çalışacağının farkındadır. Bu nedenle sosyal evrimde aylak sınıfın görevi hareketi geciktirmek ve eskimiş şeyleri muhafaza etmektir.

Veblen için aylak sınıfın ideallerinin etkisinin en belirgin olduğu alan eğitimdir. Ortaya çıkışı açısından eğitim, toplumun dinsel duygularıyla yakından ilişkilidir. Eğitim, büyük ölçüde bağlılık duyulan doğaüstü güçler için yapılan bir iş olarak değerlendirilebilir. Olaylar arasında nedensellik kurma anlamında bilim; Batı toplumlarında mekanik buluşların yapılıp, bu buluşların değerlendirildiği bir dönem olarak endüstriyel süreç kendisini gösterdikten sonra toplumların bir parçası olmuştur. Veblen’e göre Skolastisizm ve Klasisizmin en iyi meyvesi olan yükseköğrenim nasıl dini görevlerin ve aylak yaşamın bir yan ürünü ise, modem bilim de endüstriyel sürecin bir yan ürünüdür.

Sonuç

Veblen Neo-Klasik iktisadın temel varsayımlarını, bilimsellikten uzak olduğu gerekçesi ile eleştirmiştir. Keynes’in tersine döneminin egemen teorisi olan neoklasik iktisat teorisini mevcut aksaklıklardan arındırmayı amaçlamıştır. Veblen ilk olarak insan doğasını tanımlayarak, neoklasik iktisatçıların insanların ussal tercihler temelinde yapılandıkları görüşlerine karşı çıkmıştır. Veblen’e göre bir sanayi toplumunun gelişimini ve işleyişini anlamak için insan doğasının özellikleri ile kültür arasındaki ilişkiyi anlamak gerekmektedir.  Bireysel davranışın güdüsü olarak salt kişisel çıkarın gösterilmeyeceğini savunmuştur. Belli bir kültür içinde yetişen birey kendini yerleşik davranış kalıpları içinde bulmaktadır ve bu kalıplar toplumda bir kurumsal nitelik taşımaktadır. Veblen eserlerinde genellikle bu mevcut kurumsal yapıları eleştirmiştir. İnsan davranışlarının arkasında yatan baskın unsurun ise "düşünce alışkanlıkları" olarak nitelendirdiği kurumlar olduğunu ifade etmektedir. Düşünce alışkanlıkları da içgüdülere dayanmaktadır, ancak bunlar ustalık içgüdüsü, ebeveynlik içgüdüsü ve merak içgüdüsüdür.

Veblen çalışma dürtüsü ve yağma dürtüsü ile aslında arz ve talep ilişkisini ele almaktadır. Çalışma dürtüsü aslında modern sanayinin kaynağı olan insanları çalışamaya, üretmeye sevk eden dürtüdür. Yağma dürtüsü ise çalışma hayatının kaynağını oluşturmaktadır. Sermaye sahibi daha fazla kar istenci ile işçileri sömürme eğilimindedir. Çalışma dürtüsü ile hareket eden işçiler ya daha fazla üreterek ya da üretimin devamlılığını sağlayarak geçimlerini sağlamaya çalışırken, yağma dürtüsü ile hareket eden sermaye sahipleri daha az üreterek (daha az maliyetle) daha çok kar elde etmeyi amaçlamaktadırlar.

Veblen de Batı düşünce geleneğinin önemli geleneklerinden olan ilerlemeci ve evrimci anlayışa sahiptir. Bunu aylak sınıfı, analoji yaptığı ilkel kabilelere benzerliği üzerinden incelemesinde de görmekteyiz. Ancak pozitivist değildir, insan birer hesap makinesi olduğu görüşünü ederek, denge koşullarını incelemekten çok dengeler arasındaki süreçleri incelmiştir. Fizikçilerden esinlenen neoklasik iktisatçılara göre denge bozulup zaman içerisinde tekrar eski haline geri dönmüşse değişen hiçbir şey söz konusu değildir. Ancak Veblen’e göre dengenin yeniden sağlanılması sürecinde yeni şeyler öğrenilmiştir, yeni denge eskisinden bu bakımdan farklıdır.

Veblen Marksist değildir, ancak Marx gibi o da tarihsel bir yaklaşımla kapitalizmin gelişim sürecini analiz etmeye çalışmıştır. Marx’tan ödünç aldığı artık değerin tek bir sınıfın elinde toplanması ve buna bağlı olarak aylak sınıfın ortaya çıkışını eleştirmiştir. Veblen bu eleştirileri ile kapitalist sistemin önemli kritikçileri arasında sayılmaktadır. Bu eleştirilerinin merkezinde de aylak sınıf ve onun gösterişli tüketim anlayışı bulunmaktadır.

Veblen genel olarak kötümser bir düşünürdür. “Artık küçük buhranlar olmayacak; çok büyük ölçekli buhranlar olacak” demiştir. Nitekim ölümünden hemen sonra, dünya büyük 29 buhranını yaşamıştır. Veblen bu buhranı öngörebilmiş sayılı insanlardan biridir.[1]

[1] Sonuç kısmı yazılırken Çağdaş Kültür Sanat Eleştirisi: Veblen ve Aylak Sınıfın teorisi adlı blogdan yararlanılmıştır. http://emincetingirgin.blogspot.com.tr/2010/07/vebleni-tanr-msnz.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.